telefonum 2 gündür kapalı. facebook bilgisayardan yasaklı giremiyorum, bildirimleri de filtreledim gmail sağolsun. hiç kimseyle iletişim kurmak istemiyorum bu aralar
kendimi işe verdim, yatıyorum kalkıyorum iş yapıyorum. uyku düzeni biraz mahvoldu gibi, ama şikayet etmiyorum. sadece uyandıktan sonra 5 dakika boyunca birazcık “n’apıyorum” ben diye soruyorum, o kadar. bu arada telefonsuzluk harika bir şeymiş. tamamen kapatmayı da düşünüyorum, böylece ayda 100 TL fatura ödemekten de kurtulmuş olurum. gerçi arada geliyor bana böyle, yakında geçer yine orayı burayı ararım
sakallarım hiç bu kadar uzamış mıydı, hatırlamıyorum. özellikle bıyıklarım inanılmaz şekilde rahatsız ediyor. ama berberin konumu o kadar kötü ki, benim hiç bir suçum yok. yürümeye kalksam, koltuk değneğiyle gidip gelene kadar acayip yorulurum. taksiyle gideyim desem, o kadar kısa mesafe için taksiye binmeye utanırım. ne yapacağım bilemedim. bu arada saçımı da uzatmaya karar verdim, kaç senedir 3 numara gezmekten sıkıldım artık.
bir işi yaparken sonuna yaklaştıkça sıkılıyorum. aynen şu an üzerinde çalıştığım iş gibi. az bir şey kaldı, şimdi her şeyi bıraktım buraya salak salak yazı yazıyorum. halbuki, şimdi devam etsem işime pazar gününe kadar bitirmiş olurum. pazartesi yeni işe başlamam gerekiyor, adama ankara’dan dayım geldi pazartesi başlayalım dedim. sözüm söz
dayım yok, ama yabancılar yalan ne demek bilmedikleri için bir sorun olmuyor. bir nevi pembe yalan. dayım gelecek diye yalan atıyorum, ama aslında dayım olmadığı için sorun olmuyor
meto; bugün ya da yarın doğum günün (belki de dündü?), farkındayım. ama telefon numaran cep telefonumda kayıtlı. mail atmak da saçma geldi, o yüzden kutlayamadım. öyle arada kaynadı bu seferlik. gelecek sene gittiğim yerden kart atarım sana artık ne yapalım