Etiketler
Son yazılanlar
urungular
şuralardayım
Arşiv
  • Ocak 2006
  • Şubat 2006
  • Mart 2006
  • Nisan 2006
  • Mayıs 2006
  • Haziran 2006
  • Temmuz 2006
  • Ağustos 2006
  • Eylül 2006
  • Ekim 2006
  • Kasım 2006
  • Aralık 2006
  • Şubat 2007

  • Blog Kardeşim

    Destekleyenler
    gencturk.net

    Powered by Blogger iletişim : karagulle{at}gmail.com
     
    26 Şubat 2006

    garanti bankası basın reklamı

     
    garanti bankasının bugünkü sabah gazetesindeki reklamında ufak bir ayrıntıyı unutmuşlar. Yeşil bettle'ın plakasına buradan sorgu yapınca, 2004 model bir Ford'a ait olduğunu görüyorsunuz. üstelik otomobil kredisi de Akbank tarafından verilmiş. çok eğlenceli. ben olsam o plakayı reklama koyan adamı işten atardım.

    gönderen: murat /// ne zaman: 14:41 /// 0 yorum

    24 Şubat 2006

    amaney

     
    göbek eritme olayı ciddileşmeye başladı. her tarafım ağrıyor spor salonu sebebiyle. bugün de yoğun bir tempoda çalışıldı. gece 12'de halı saha maçım var bakalım nasıl oynamayı başaracağım merak ediyorum.

    gönderen: murat /// ne zaman: 19:25 /// 0 yorum

    şıpsevdi reklam müziği

     
    gönderen: murat /// ne zaman: 14:47 /// 0 yorum

    jay jay johanson

     
    jay jay johanson şahsiyetini canlı görme ululuğuna dün eriştim. türk selamı verdim, o da aldı. norveçte bana verdiği tişörtü giyip gittim zaten :p "rush" tan çok parça çalmadı, o biraz burukluk yarattı ama umurumda mı hayır. eğlendim evet güzeldi. konser bitiminde daha çok eğlendim zaten. hayal cafe del mar'ın 4'e kadar açık olmasından çok hoşnutum. şu an farkettim bilgisayarımda 2 tane winamp yüklü. vay be.

    gönderen: murat /// ne zaman: 12:16 /// 0 yorum

    22 Şubat 2006

    çarşaf

     
    bugün spor salonuna kayıt yaptırıyorum hayırlı olsun. ilk başta vücut ölçülerimi alacaklarmış, ona göre program vereceklermiş. göbeğe yüklenecekleri kesin gibi ama :)

    gönderen: murat /// ne zaman: 14:19 /// 0 yorum

    21 Şubat 2006

    bitti

     
    yeni görünüm tamamen çalışır durumda benim gözlemlediğim kadarıyla. hatayla karşılaşırsanız; mail atarak, çağrı bırakarak haber veriniz.

    gönderen: murat /// ne zaman: 18:26 /// 0 yorum

    tasarım değişikliği

     
    2 gün boyunca sitenin görünümünü değiştirmeye çalışacağım için, bazen hatalar olabilir. ana sayfayı hallettim, ama alt sayfalarda sorun var. mümkün olduğu kadar ana sayfadan çıkmamaya bakın :p

    gönderen: murat /// ne zaman: 16:20 /// 0 yorum

    20 Şubat 2006

    msn şifresini değiştirmek

     
    msn şifresini değiştirmek için bu adrese giderek, msn mailinizi ve şifrenizle oturum açın. sonra hesap bilgileri kısmından şifrenizi değiştirebilirsiniz.

    gönderen: murat /// ne zaman: 12:43 /// 2 yorum

    19 Şubat 2006

    google sandbox

     
    Sandbox'ı anlatmaya başlamadan önce söylemem gereken ilk şey, sandbox'ın varlığının ilk başlarda bazı kesimlerce reddedilse de, şimdilerde bütün kesimlerce kabul gördüğüdür. Sandbox, SEO uzmanlarının türettiği bir terim olmakla beraber, günümüzde bir çok webmasterın şikayet ettiği bir filtre haline gelmiştir.
    Sandbox filterisinin Mart 2005'te uygulamaya konulduğu varsayılır. Google sandbox, genellikle yeni açılan websitelerine uygulanmakla beraber, yeni açılan sitelerin ilk başlarda google'da ilk sıraları almasını önlemeye yöneliktir. Bilindiği üzere, yeni açılan web siteleri, iki hafta içerisinde bile, google'da hedeflenen anahtar kelimelerde ön sıralara çıkabiliyordu. Google sandbox filtresi ise, bunu önlemek için oluşturulmuş bir filtredir. Bu filtreyle beraber siteler arama sonuçlarında yine çıkıyor, fakat ön sıralarda çıkması engelleniyordu. Özetle, bu filtre websitelerinin, popüler anahtar kelimelerinde hızlı bir şekilde ön sıralara çıkmasını engellemek için konulmuştur.
    Sandbox filtresi, birkaç istisna dışında bütün websitelerini etkiler. Unutmadan söylemek gerekir ki, sandbox filtresi webmasterları cezalandırmak için konulmuş bir filtre değildir. Sadece, arama motorlarında yükselmede bir başlangıç olarak görülebilir.
    Sandbox filtresi, çok fazla rekabet olan kelimeler üzerine kurulmuş siteleri daha çok etkiler. Siteniz sohbet, gazeteler gibi rekabetin çok olduğu kelimelerde yoğunlaşıyorsa, sandbox filtresinden çıkmanız daha çok zaman alacaktır.
    Sandbox filtresinin varoluş sebebini sorguladığımızda ise, google açısından çok geçerli bir sebebin varlığıyla karşı karşıya kalacağız. Her ne kadar çok aratılan kelimelerde üst sıralarda olmak için site açan webmasterlar bu filtreyi sevmese de, google'ın bu filtre için öne sürdüğü bazı nedenler var.
    SEO uzmanlarınca , arama sıralamasında dikkate alınan kriterler şunlardır; arama sonuçlarında Google'ın önem verdiği kriterler; sayfaya verilen linkler, orijinal içerik, anchor text kullanımı. Bu kriterlerin çoğu webmaster tarafından bilinmesi, webmasterları bu yolu kötüye kullanmaya itmiştir. Bir ay bile google'da çok aratılan kelimelerde üst sıralarda olması, onlara inanılmaz kazançlar sağlayabilirdi. Bunun bilincinde olan webmasterlar ise şu yolu izlediler:
    - Çok aratılan anahtar kelime üzerine site kurmak
    - Unutmadan eklemek gerekirse, bu tür kullanımın Google kurallarına aykırı olduğunun farkındalar
    - Kurulan websitesinden, google sistemden atana kadar kazanç sağlamak
    - Google bu “spam” kullanımı fark edip siteyi banlayınca, farklı bir alan adı ile sisteme devam etmek, dolayısıyla kazancını devam ettirmek.
    Aslına bakarsanız, google'ın piyasaya girmesinden önce bu tür kullanımlar yoğun değildi. “Fake” içerik sağlayan siteler bu kadar yoğun değildi. Bunun sebebi ise yahoo, altavista gibi arama motorlarının indexleme süresinin uzun olmasıdır. Google'ın hızlı indexleme özelliği (bazen aynı gün indexliyor), 2-3 ayda indexleyen diğer arama motorlarının karşısında bir ayrıcalık olarak görüldü. Bu ayrıcalık karşısında webmasterlar tabi ki çok mutluydular! ?
    Google ise bu problemi çözmekte biraz gecikmiş gibi görülebilir. Yeni içeriğe eskiden baktığından daha çok mesafeli yaklaştı. Yeni açılan web sitelerini bir deneme sürecinden geçirmeye karar verdi. Eğer bu deneme süresinde, web sitesinde bir aksaklık görürse sandbox süresini arttırıyor, eğer bir sorun olmadığını görünce, sandbox'tan siteyi çıkartıyor.
    Sandbox'lar sitelerimizi nasıl etkiler? Yeni web sitemiz varsa, sandbox filtresinden şansımız varsa kurtulamayız. Fakat bu filtreyi, avantaj olarak da kullanabiliriz.
    Google'ın sıralama sistemi yıllardır değişmedi. Genel olarak alınan linklere ve içeriğe göre sıralama yapıyor. Bu kriterlerin sıralamadaki ağırlığı ise zaman içinde değişebilir.
    Eğer siteniz sandbox'ta ise, sitenize google'dan başka yollardan ziyaretçi çekme üzerine yoğunlaşabilirsiniz. Bunu da, yeni makaleler yazarak, ziyaretçileri siteye bağımlı kılarak, benzer içeriğe sahip olan sitelerden ziyaretçi sağlayarak başarabilirsiniz. Bunları başardığınız zaman, Google, sandbox filtresini kaldırdığı zaman aramalarda iyi bir pozisyona sahip olabilirsiniz.
    Websitemizin sandboxta olup olmadığını nasıl anlarız?İlk olarak Google'dan banlanmak ve sandbox filtresine takılmak arasında fark olduğunu belirtmek istiyorum. Eğer websitenizi arattığınızda sıfır sonuç çıkıyorsa, büyük bir ihtimalle siteniz google'dan banlanmıştır. Bunu da Googlebot'un sitenizi ziyaret edip etmediğine bakarak anlayabilirsiniz. Eğer siteniz Google'dan banlanmışsa, Googlebot sitenizi ziyaret ederek vakit kaybetmez.
    Eğer siteniz banlanmamışsa, fakat aramalarda alınan linklere rağmen üst sıralara çıkamıyorsanız, büyük bir ihtimalle sandbox filtresine takılmışsınızdır. Bunun için çok rekabet olmayan kelimelerde de test yapmalısınız. Bununla beraber; yahoo, msn, altavista'dan gelen ziyaretçi sayısı, google'dan fazlaysa büyük bir ihtimalle sandbox'tasınızdır. Bunun sebebi ise Türkiye'de ağırlıklı olarak Google'ın kullanılmasıdır. Daha az kullanılan MSN'in, Google'dan daha fazla ziyaretçi göndermesi size de saçma gelmez miydi?
    Sandbox'tan çıkmanın yolu var mı?
    Elbette websiteniz sandbox'tan çıkacak, fakat cevap hoşlanmayacağınız kadar olumsuz. Sandbox'tan çıkmak için tek yapmanız gereken “beklemek”. Sandbox filtresi, devamlı uygulanan bir filtre olmadığı için eninde sonunda bu filtreden kurtulacağınıza emin olun. Yani eninde sonunda Google aramalarında kendinize yer bulacaksınız. Önemli olan bu süreyi kendi lehinize kullanmanızdır. Eğer arama motorlarından çok ziyaretçi gelen bir siteniz varsa, muhtemelen diğer ziyaretçi çekme methodlarını gözardı edeceksiniz. Bu yüzden sandbox filtresi, size diğer ziyaretçi çekme yöntemlerini test etme olanağı verecektir. Böylece sandbox filtresinden kurtulduğunuz zaman, ziyaretçi sayınız:
    - Sandbox filtresinden önce:
    Google ziyaretçisi + kendi sitelerinizden verdiğiniz linklerden gelen ziyaretçi
    - Sandbox filtesi:
    kendi sitelerinizden verdiğiniz linklerden gelen ziyaretçi + kendinizin bulduğu ziyaretçi çekme yöntemleriyle gelen ziyaretçiler
    - Sandbox filtresinden sonra:
    kendi sitelerinizden verdiğiniz linklerden gelen ziyaretçi + kendinizin bulduğu ziyaretçi çekme yöntemleriyle gelen ziyaretçiler + google'dan gelen ziyaretçiler
    Görüldüğü üzere, sandbox filtresinden sonra, ziyaretçi sayınız artacaktır.

    Yazan: Murat Karagülle (Lütfen alıntı yaparsanız link verin.)

    gönderen: murat /// ne zaman: 16:22 /// 1 yorum

    18 Şubat 2006

    osuruk nedir?

     
    Osuruk nedir?

    Osuruk vücuttaki toksinleri atmanın bir yoludur. Mide ve bağırsaklarda biriken aşırı gazın baskı yapması sonucunda osururuz. Osuruklar ana olarak beş çeşit gazdan oluşur;

    Nitrojen (Azot) (N2), karbondioksit (CO2), hidrojen (H2), metan (CH2), oksijen (O2).

    Bunlardan metan patlayıcıdır. Yandığı takdirde mavi renk, güçlü bir alevi olur. Bu alevi görmeyi kendi kıçınızda denemeyin...

    Sigaranızın sönmemiş izmaritini oturmakta olduğunuz klozetin içine atmanız da pek önerilmez.

    Tabi bunlar tek başına osuruğa o kokuyu vermezler. Kokunun nedeni karbon (c) ve sülfürdür (S).

    Nasıl osururuz?

    Ağzımızı her açışımızda içeri hava girer ve döngü başlar. Tahmin edeceğiniz üzere, içeri giren hava dışarı çıkmak zorundadır. Bu durumda hava, sekiz metrelik bir sindirim tünelinden geçtikten sonra dışarı çıkabilir. Hava, önce midemize girer. Bu sırada hâlâ sadece oksijen ve nitrojenden oluşan havanın bir kısım oksijeni burada emilir, geri kalanı mideden bağırsağa geçer. Fermantasyon sonucu ortaya çıkan karbondioksit de birleşime katılır.

    Osuruğa gürültülü, yüksek ve sulu sesi ile o muhteşem rayihasını verebilmek için bağırsaklarda protein ve karbonhidrat olması gerekir. Sindirim sırasında bakteriler fermente olup kalan besinlere saldırır. Bu sırada diğer gazlar üretilir.

    Bazı yiyecekler gaz yapar; lâhana gibi selüloz açısından zengin besinler, fasulye, mantar falan... Bu arada sütün sağladığı yüksek osurma potansiyelini de es geçmeyelim.

    Çıkmayan osuruğum nereye gider?

    Çıkmak isteyen gaz içerde durmaz. Kaale almayabilirsiniz, bastırmaya çalışabilirsiniz, suçu baskasına atabilirsiniz, ama eninde sonunda kokulu gerçek ortaya çıkacaktır. Zaten osurmazsak vücudumuzdaki toksinler tekrar kana karışıp bizi zehirler. Aynı zamanda da karın bölgesinde şişkinlik ve ağrıya neden olur. Daha az osuruğun sırrı, yemek yerken konuşmamaktır. Eğer yemek yerken konuşursanız, gaz bir kapıdan içeri girecek ve bir başka kapıdan da dışarı çıkmak isteyecektir.

    Bu veçhile ile, atalarımızın şu öğüdünü unutmayalım:

    "Bir osuruk yarım doktora bedeldir."

    Kaynak: İnternet

    gönderen: murat /// ne zaman: 18:43 /// 4 yorum

    haftasonu

     
    okulun açılmasına 2 gün kaldı çok heyecanlıyım :p bir evcillik aldı başını gidiyor ben de anlamadım. evden çıkmak gelmiyor içimden. 2 hafta boyunca net işleriyle uğraşmayı planlıyorum düzgün bir şekilde. bugünü de başlangıç olarak kabul edelim :p kahvaltı etsem iyi olur.

    gönderen: murat /// ne zaman: 11:28 /// 0 yorum

    17 Şubat 2006

    visa reklam müziği

     
    visa reklam müziğindeki parça için:
    telepopmusik - (just) breathe

    gönderen: murat /// ne zaman: 22:31 /// 0 yorum

    breathe out

     
    beni en çok zorlayan şey, bu yazdığım saçmalıklara başlık koymak. 2 gündür evcil bir hayat hüküm sürüyor. dün sosis yaptım kendime yemek. küflü mutfak içerisinde zor oluyor. bugün makarna aldım, ton balığım var. meyvelerden elma ve muz. içeceklerden soda. güzel bir menü. makarna sevilir kendimce. odamı havalandıramadığım için iğrenç kokuyor, o yüzden dışarı çıkmıyorum pek, içeri tekrar girince o kokuyu almamak için. banyoda suyun ısınmama sebebini de banyo kaloriferinin açık olmasına bağlıyorum bugünden sonra. kapattığım zaman derimi yakarcasına ısındı. bu arada bilmem kaç tane vücut şamğuanı gelmiş banyoya. sevgilisi olan vüjut şampuanı alıyor maşallah. itiraf ediyorum canım aslında kaşarlı pide istiyor :)

    gönderen: murat /// ne zaman: 16:52 /// 0 yorum

    15 Şubat 2006

    tekirdağ rakısı

     
    aylar önce aldığım tekirdağ rakısını bugün içtim. mutluyum, umutluyum, artistim, karizmatiğim.

    gönderen: murat /// ne zaman: 22:50 /// 0 yorum

    oh yahu

     
    evde mayışmak güzel birşey, özlemişim. yatağa uzanıp gazeteleri okuyup tv izlemek filan ideal hareketler. bir süre bunu yapabilirim. toefl kitabı almam lazım. kursa gitmekten vazgeçtim. sınava da kayıt yaptırmam lazım bu arada unutmadan. marttaki sınava girebilirsem iyi olacak. hava güzel gibi bugün. bisiklete binilebilir. buzlu yollarda safari yapmak güzel birşey. bir de ingiltere'de nüfus kağıdı denen şey yokmuş. ne güzel. gerçi benim de yok, nerede olduğunu bilmiyorum :)

    gönderen: murat /// ne zaman: 13:26 /// 0 yorum

    14 Şubat 2006

    her neyse

     
    birazdan dışarı çıkacağımdır. gelecek zaman'a dır-dir eklemesi çok hoşuma gidiyor napeym. boş boş evde oturmaktan, ondan sonra boş boş dışarılarda gezmekten, orda burda oturmaktan da zevk alıyorum. sanane.

    gönderen: murat /// ne zaman: 21:17 /// 0 yorum

    salı

     
    üniversitede son dönemime bugün itibariyle kayıt yaptırdım. 2 kere kahvaltı ettim. eve gelirken bi sürü sevgili gördüm ellerinde çiçek vardı. çok komik gözüküyordu ama yani :) yok sevmedim ben bu işi :p odamı toplamam icap etmekte. büyük gün.

    gönderen: murat /// ne zaman: 13:18 /// 0 yorum

    13 Şubat 2006

    kreftu

     
    pazartesi günü değil bugün sanki. pazar gibi geliyor. bugün evde tatil ilan ediyorum.

    gönderen: murat /// ne zaman: 15:22 /// 0 yorum

    12 Şubat 2006

    nefes

     
    breathe in.. breathe out.. stereo'yu ben icat ettim. pipis olmayanını. mali'nin menejeri. menejer oynardı eskiden ömerle emre. 2+1 dim o zamanlar.

    gönderen: murat /// ne zaman: 20:40 /// 0 yorum

    osman yagmurdereli

     
    garip bi insanım ben. ya da sen garipsin, ben kendime garip geliyorum. tanımlamalara uymuyorum gibi. sonra konuşalım bu konuyu lütfen.

    gönderen: murat /// ne zaman: 19:55 /// 0 yorum

    nerdesin biliyomusun

     
    başlıktaki eksik harfleri farkedemeyecek kadar mı dalgınsın len :p kullanışsız eşyalardan sıkıldım ben. buzdolaplarının iç tasarımını beğenmiyorum. yatay olsa daha güzel olmazmı bu şeyler. ya da ne bileyim. eğilmek zorunda bırakmasın bizi. ses de çıkarmasın. bu kadar elektrik de çekmesin. ondan sonra, mp3 player kulaklıkları benim kulağıma olmuyor. buradan yetkililere sesleniyorum. benim kulağımın deliği sizin standartlarınızdan daha küçük. kulağım yara olacak diye az kullanmak zorunda kalıyorum. ayrıca bir T.C. vatandaşı olarak cebimde farklı kimlikler taşımak istemiyorum. yaparsın kardeşim bir tane resmi kart, ona ehliyet de eklenir, üniversite kimliği de eklenir, sağlık kartın da eklenir, banka kartın da eklenir. bunların hepsi bir barkod sistemiyle çözülecek şeyler. bu alana tekel gelmeli. böyle olmaz. balıkçı lisansı alıyorsun zaten onların verdiği kart cüzdana da sığmıyor. komedi. plazma televizyonları başarısız bulduğumu da belirtmeden edemeyeceğim.

    gönderen: murat /// ne zaman: 16:11 /// 0 yorum

    pazar

     
    hayatımın ilk arabaya zincir takma olayı hüsranla sonuçlandı, başaramadım. annemler yola çıktı. yollar kapalı değilse eğer 4 gibi antalya'ya varırlar. kahvalt etmem lazım ama börekçi uzak biraz.

    gönderen: murat /// ne zaman: 09:12 /// 0 yorum

    11 Şubat 2006

    yuhara

     
    sabah 06:30'da antalya'dan konya'ya seydişehir üzerinden gitmek üzere hareket ettik. seydişehir'e vardığımızda bir de baktık ki yol kapalı. antalya'ya geri döndük. ısparta'dan konya'ya ulaşmaya çalışmayı amaçladık (beyşehir üzerinden yani). başarılı olduk. ama babamın buluşacağı adam seydişehir'de mahsur kaldığı için buluşamadık. yani konya'ya gitmek için boşuna çabaladık. daha sonra konya'dan eskişehire 357 kilometre daha gelerek ulaştık. yağmur çamur sis kar herşey vardı. saat 19:30'da eskişehire vardık. bu da demektir ki tam tamına 13 saattir direksiyon başındayım. bir 13 saat daha giderim ama yormuyo yollar beni. carpediem'e gidecektim ki, hiç kimse dışarı çıkmak istememekte. aile saadeti yaşıyorum ben de evde napeym.

    gönderen: murat /// ne zaman: 21:16 /// 0 yorum

    10 Şubat 2006

    amaney

     
    cumaya neden cumartesiöncesi dememişler. uzun olur diye herhalde. birazdan balığa gidiyorum tahsinle. yüzmilyonlarca balık arasından bakalım oltama takılacak şanslı olan kim. dün neyzen denen yeri keşfettik. antalya hakkındaki fikirlerimi değiştirdim. seviyorum burayı. büyük rakıyı devirdik. çeksin canın.

    gönderen: murat /// ne zaman: 12:47 /// 0 yorum

    09 Şubat 2006

    aranti

     
    talüstan birşeyler karıştırıyor ama anlamadım gitti yahu.

    gönderen: murat /// ne zaman: 16:12 /// 0 yorum

    hohoyt

     
    yeni haber, daha taze, dumanı tütüyor. annem ve babamla gidiyoruz eskişehire. hatta cumartesi sabahtan çıkacağız, bu da demek oluyor cumartesi öğleden sonra oralardayım. kamil koç'tan aldığım bileti tekrar iptal ettireceğim. son 1 ayda bu 3. iptalim. yakında kara listeye alırlar beni. meriç de gelir mi acaba bizimle. sormak lazım :)

    gönderen: murat /// ne zaman: 14:11 /// 0 yorum

    08 Şubat 2006

    oldu mu şimdi

     
    antalya'da hüküm süren ingiltere havası dolayısıyla balığa gitme ve yüzme hayallerim suya düştü. sabahları kızarmış ekmekle kahvaltı yapmanın tadına vardım antalya'da. eskişehir'de özleyeceğim sanırım bunu. ondan sonra televizyon seyretmek gibi şeyler güzel oluyor. onun üstüne de banyo. ondan sonra ofise gelip maillere bakmak, buraya birşeyler yazmak. ondan sonra da ver elini kaleiçi. rutinleşti artık buradaki hayatım. akşam 7'de eve gel yemek ye. ondan sonra tekrar çık. sonra gece 1 gibi eve gel uyu. tekrar sabah uyan kızarmış ekmek ye. bunlardan başka birşey yapmadım herhalde. dün yağmur güzel yağdı ama. bir ara arabada önümü göremedim, bardaktan boşalırcasına yağmur yağdı. bowling salonuna zor attım kendimi :p dhl aradı bana paket varmış. ne olduğunu merak ediyorum ama pazartesi'ye kadar beklemem gerekiyor, çünkü eskişehir'e gelecekmiş. burada deklare etmeyeceğim ne geldiğini sadece merak etsin blogger amca diye söyledim. oldu mu.

    gönderen: murat /// ne zaman: 14:26 /// 0 yorum

    07 Şubat 2006

    salı

     
    salı gününe kadar çırpına çırpına gelirken, yağmur sebebiyle bugün balığa gitme hayallerimiz suya düştü. şu anda hava günlük güneşlik aslında. başak ararsa onunla buluşulabilir. bilemem.

    gönderen: murat /// ne zaman: 12:19 /// 0 yorum

    05 Şubat 2006

    aman ya

     
    dün bu yazı yazdığım yere bilmem kaç satır şey yazdım. ondan sonra hata verdi. yazdıklarım gitti. bugün yine yazıyorum. bu sefer kaydedeceğimdir yazdıktan sonra. aha buraya yazıyorum. mehmet geldi ankara'dan nihayet. nihayet dediğime bakmayın. aslında gelmese daha iyi olurdu. tek geçim kaynağım olan çek'i yırtmış da gelmiş yanlışlıkla. böylece 1 aylık sahip olduğum para 400 ytl. 290 ytl'sinin harca gideceğini farzedersek, detoks uygulamasını yapmak için bundan daha iyi bir zamanın bulunamayacağını daha rahat anlayabiliriz. bunun dışında aramızda bir sır olarak kalsın, bira içip araba sürdüm dün. yakalanırsam 2 sene ehliyetime el konacak. el konursa motorsiklet almayı istiyorum. merinç'in motoru süper. geçen gün denize giderken motörle gittik. acaip kıskandım. arabadan soğudum. denize gittik bu arada yüzdük çılgınlar gibi. soğuktu biraz ama, özlenmiş deniz. haftaiçi tekrar yüzmeyi planlıyorum ama inşallah dalgalı olmaz. sörf tahtamı da yanımda götürürüm herhalde zaten ne olur ne olmaz. salı günü tahsin, yusuf, soner fln balığa gitme peşindeyiz. hava sakin olursa taka'ya atlayıp açılacağız konyaaltı'ndan. kesme işaretini nereye koyacağımı bilemedim. eskişehirde rakım var beni bekliyor, onu çok özledim.

    gönderen: murat /// ne zaman: 13:51 /// 0 yorum

    02 Şubat 2006

    antalyadayım

     
    antalya'da olmam sebebiyle, bu harika blog'umu biraz boşladığımın farkında olmakla beraber; bundan sonra da boşlayacağımı buradan ilan ediyorum. gelecek hafta istanbul'a gitmek istemekteyiz berker ile birlikte ama aile ve cüzdan tepkisi ne olur bilmiyoruz.

    gönderen: murat /// ne zaman: 14:10 /// 0 yorum

     
          © murat karagülle