eskişehir'de son gece
yarın 12'de antalya'ya merinç'le hareket ediyoruz. yollar buzlu gibi birşeyler olduğundan biletimizi yarına erteledik, gündüz yolculuğu yapacağız. yolda naparım bilmem de, fazla müzik dinlemek istemiyorum. bugün süperdi, zaman çat diye geçti. elimde çok fena kamera görüntüleri var tam tamına 35 dakikalık, kimseyle paylaşmamam emredildi. emirlere itaat etmekle yükümlüyüm.
27 Ocak 2006
gelecekteki ben'e..
murat, sen bundan bir süre sonra bu yazıları tekrar okuduğunda bil ki, hayatının her evresinde saçmaladın. eğlenmek için and içmiş bir biçimde yapıya kavuşmuşken, birisi sana nasihat ederken onlara güldün. pisikletin seni hayata döndürdü. yaptığın kazadan bir çok ders aldın. göbeğini seviyordun. halanın(babanın aplası) giysileri favoriydi. bilgisayarını 1000 lira verseler satmazdın. sahip olduğun şeylere hep değer verdin. yılın bazı zamanları evden çıkmak istemedin, bazı zamanları eve girmedin. kişiliğin de her zaman değişiklik gözlendi. okuduğun şeylerden çok etkilendin. çok düşündün. internette çok zaman geçirdin. izlemediğin filmlerden her gün rahatsız oluyordun, ama buna rağmen izlemiyordun. paraya önem vermedin. çabaladın. sonra noldu. çok mutluydun. bakkala her gidişinde kafasını karıştırdın. 10 senelik cep telefonu serüveninde 3 telefona sahip oldun. demin de söylemiştim eşyalarına çok saygılısın. zamanla insanlara hayır demesini öğrendin. beklenmedik anda yeğenin oldu onu çok sevdin. her gün düzenli olarak geçmişteki yaşadıklarını düşündün, çok güldün eğlendin. izlediğin şeyleri kendinle bağdaştırdın, belki de bu hayatını şekillendirdi. insanlardan karşılık beklemeden onlara birşey vermek sana her zaman haz verdi. ottan boktan mutlu oldun. film izlerken kendini kandırdın. çocuk parkın başkasına verildiği zaman çok üzülmüştün, ağlamıştın. enişten seni beşiktaş altyapıya sokacağımdır diyerek senelerce oyaladı. antalya'ya taşınman belki de hayatının dönüm noktasıydı. hayatında yakın arkadaşların her zaman değişti. ama bu değişme olumlu oldu. eksilme olmadı. stop. başkaları dur dediğinde durmadın. her zaman inat ettin. sarhoş olduğunda çaktırmamaya çalıştığında aslında başkalarının bunu anladığını biliyordun. seçmeli derslerden hiç haz almadın, hoşuna giden derslere çalıştın. hayatın şans üstüne kuruluydu. şimdiye kadar ne yaptıysan, hepsinin geçmişinde bir "bal" vardı. hayatın eskişehir'e gelince değişti. morrisey'i tanıdın, şok oldun. içinde her zaman romantik bir şeyler vardı. bunları açığa çıkarmaya korktun. antalya'ya gitmeye üşeniyordun ama gittiğinde de eskişehir'e dönmek istemiyordun. senin için antalya tahsin ve ailenden ibaretti. hayatının bir bölümünde ney'e merak saldın, gittin özel ney yaptırdın. ama adam yapamayınca ondan soğudun. org kursundan hiç haz almadın. mahallede top oynarken keşfedildin, yeşil sahalara çıktın. okul takımı maçında beden eğitimi hocan sana "eşşoleşşek" diye bağırdı. beady belle tanışman bir rüya gibiydi. liseye giderken ayağına spor ayakkabı giydiğinde acaba kızarlar mı diye bir ara düşündün. sınıflararası maçta yenildiğin için ağladın. saçma sapan zamanlarda ağladın. kim nereye çekerse oraya gittin. sadece hiç tanımadığın insanlara düşman oldun; gördüğün anda öldürmek istedin. mavi pumalarını hep özledin. kramponlarını hep satmak istedin ama kıyamadın. internetten alışveriş yaptın ama kazık yemedin. esnafla kanka olduktan sonra zamanla onlardan soğumayı tercih ettin. ortaokulda aşık olduğun kızın bacaklarında kıl gördüğünde bende niye yok diye düşündün. ilk bıyık sende çıkmıştı. bıyıkların terledi. mor ve ötesi'nin 23 şarkısı seni her zaman aldı götürdü, götürdü getirmedi. evde tek başına oturmak hoşuna gitti hep. saçma sapan yerlere para harcadın ama istediğin şeylere harcarken hep düşündün. eskişehirde 5 sene aynı evde kaldın. evden çıkmadığın gün olmadı, hep gezdin. ilk sene dersleri görünce şoka girdin, sonra kendine geldin. birisi sana hadi gel dediğinde dayanamadın gittin, vize final farketmedi. stop 2. halanın binlerce yıl önce getirdiği kot pantolonun dizleri aşınınca için bir tuhaf oldu. en sevdiğin tişörtlerinden birini seda'nın davşanı yiyince dellendin. hiç bişeyi zikine takmıyo gibi görünüp, aslında çok taktın. alnının açık olması hep hoşuna gitti. saçlarını ani kararlarla kestirdin. berber koltuğuna oturmaktan haz almadın. arabayı sürmeye başladığın ilk zamanlarda park etmekten hep korktun. cebinde 20 ytl olduğunda, almak istediğin 50 kuruşluk şeyleri alamadın, onlara daha çok üzüldün. evde kimsenin olmaması zaman zaman hoşuna gitti. icq kullanırken bir anda msn'in popüler olmasından haz almadın. gereksiz dosya engellemeleri bu nefreti körükledi. bu suratla nefret dolu hiphop şarkıları söyleyemeyeceğini anladın. ama çok geçti, çünkü artık sen bir rockstardın. efes dark'ı çok sevdin. napeym kelimesine vuruldun bir anda. bir gecede 3 bara gidip hattrick yapmaktan haz aldın. stop 3. içinden geçenleri hiç bir zaman tam anlamıyla söyleyemedin. hep korktun. her şey kendiliğinden olsun istedin, ama hiçbirşeyin kendiliğinden olmayacağının bilincindeydin. her şeyi söyleyebilsen her şey daha güzel olacaktı bunu da biliyor musun? yine de iyiki olmuşun geçmişte.
komşuyla dialog
- kar ne güzel yağdı değil mi
- evet, harikaydı.. dün kızakla kaydık.
- nee kapıda mı kaldınız? anahtarınız yok muydu?
- yok kapıda kalmadık, kızakla karda kaydık..
- hatta mı kaldınız, anahtar alsaydınız ya olm.
- tamam yok bişey iyi akşamlar..
- evet, harikaydı.. dün kızakla kaydık.
- nee kapıda mı kaldınız? anahtarınız yok muydu?
- yok kapıda kalmadık, kızakla karda kaydık..
- hatta mı kaldınız, anahtar alsaydınız ya olm.
- tamam yok bişey iyi akşamlar..
oh yauuuv
finaller bitti sonunda. kasaba izlenip, 1 kadeh şarap iyi gider üstüne.
eklenti
finalim olmaması sebebiyle saatimi 6'ya kurmak gibi bir dangalaklık yaptım. saat 09:30'a kadar 5 dakika aralıklarla alarma uyandım. şimdi böyle uyudum ne yararı oldu. hiç. e neden her seferinde bunu yapıyorum. bilmem. makaleleri okumak istemiyorum, zaten kalmış şunun şurasında 1 saat sınava. okusam ne yazar. en iyisi okumamak. hayal gücüm yeterli olabilir herhalde. seçmeli ders ödevini de nihayet teslim edeceğimdir bugün. sınavdan sonra film izlemek güzel olabilir değil mi. aslında bilmem ki.
26 Ocak 2006
olsun
güneş açtı. karlar erirse, akşam kızakla kayma planlarım suya düşebilir riskli. çeviriyle uğraşıyorum, ingilizcemin sadece "ekonomi" ile sınırlı olduğunu farkettim, zorlanıyorum epey. ama biter elbet. üds başvurusunu gerçekleştirmem, seçmeli ders ödevini teslim etmem, yarınki finalin notlarını almam ve bunlara çalışmam gerekiyor. bugün 24 saatten daha uzun olsaydı hayır demezdim herhalde. nediyoduk efenim. önizleme yapalım.
yauv
çok mutluyum. napeym.
25 Ocak 2006
iktisatçımıyım neyim
okul tarihimin en zorlu sınavından paçayı kurtardım gibi gözüküyor. sınavda resmen 4 senelik bilgilerimi döktürdüm:p türevinden logaritmasına her türlü şeyi aldım kurtardım oraya ekledim buraya yorum yazdım şaşırdım. stres altında yaşarken şimdi ferahladım gibi. bugün arkadaş yararına çeviri yapacağımdır, yanında bira olursa güzel olur. biraz da sitelerle ilgilenmek farz oldu.
24 Ocak 2006
ab shaper
internetten 11 ytl'ye ab shaper alıp, 26 ytl kargo parası ve 6 ytl taksi parası ödeyen ben. (artık bu ben'in başına hangi sıfat yakışır bilmem.) sonunda ab shaper ile mutlu dakikalar geçirmeye başladım. daha yeni, taze haber, 60 kere hop oturup hop kalktım sevgili ab shaper'ımla. sabah akşam çalışsam acaba göbeğim erir mi acep:) bir de göbek titreten aletten aldık söylemesi ayıp ama elektrik çarpıyor inanılmaz. 2 tane kalem pil nasıl insanı zıplatıyor, gözümle görsem inanmam. birazdan bir daha denemeyi amaçlıyorum, belki bu sefer çarpmaz. ama denememekte fayda var, yarınki sınavdan sonra denenebilir. stres dolu vücudumla o aleti elektriğe tabi tutabilirim!
hola
yine kalktım. her gün uyuyoyurum kalkıyorum, ne kadar eğlenceli. doğalgaz faturalarımız sırasıyla 210 ve 300 ytl geldiği için artık daha kısık yakıyoruz geceleri, dolayısıyla artık kalkınca hafif üşümeler meydana geliyor. olsun diyoruz, biz önümüze bakıyoruz. amaç bu ay faturayı 150 ytl seviyelerine kadar indirmek. televizyon kanallarının sırasını da (bir kısmını) bozdum, sinir oldum, nasıl düzelir onu da bilmiyorum. bugün de vans'lerle karda yürümeye çalışıp şov yapacağımdır. düşersem rahatlarım belki. ne botu ya!
mahmure
tren gelir cd'ler içinde,
ben olmuşum hoparlör bu gece,
sen benim ayranımdan içmezsen,
senin adını buraya yazar, ederim kevaşe.
ben kendimi bilemedim senden geçeli,
sen benden geçmezsen bilemezsin,
kızların sesi bir hoş olur şarkı söyleyince,
kadınlarınki ise boş olur desem ne kadar nahoş olur.
ben olmuşum hoparlör bu gece,
sen benim ayranımdan içmezsen,
senin adını buraya yazar, ederim kevaşe.
ben kendimi bilemedim senden geçeli,
sen benden geçmezsen bilemezsin,
kızların sesi bir hoş olur şarkı söyleyince,
kadınlarınki ise boş olur desem ne kadar nahoş olur.
sallama len
acaip sallama bir ödev yaptım. kendimi hocanın yerine koyacak olursam ki, öyle bir hocanın yerine koymayı kendime yakıştıramam, direk 50 veririm. hayır, bir de şunu anlamamaktayım, neden böyle bir derste ödev yapıyoruz. zaten ders ağır yeterince. bir de yok makale gibi olacakmış da, yok onun ödevini örnek alacakmışız da. bokunla oyna demek geliyor içimden ama, bokundan piramit yapması daha ilginç olabilirdi değil mi? o zaman napıyoruz, hep beraber buradan ona diyoruz ki; napeym.
yine mi
bu geceyi ödev yapma günü ilan ederekten, 10 dakika içinde kalkınma ödevine başlıyorum. artık ne zamana kadar sürerse yapacağımdır, başka çarem yok. ardından yarın not toplama telaşları var. ship ahoy'da happy hours mucizesi sona ermiş bu arada, bugün gittim gözümle gördüm.
23 Ocak 2006
ikinci round: nakavt
çalışamadım birşey. sabah erken kalkıp çalışmayı umuyorum. kütüphane en verimli çalışabildiğim yer zaten. evde 1 saatte çalıştığım yere, kütüphanede 20 dakika baksam yetiyor. bu hesaba göre yarınki sınavdan 100 almam gerekir ki, bu zor görünüyor. demek ki hesap abartılı. sınavdan sonra ödev de yapmam gerekiyor ki, sınavdan sonra ders çalışmaktan tek kelimeyle "nefret" ederim, nasıl olacak bilmem. büyük bir ihtimalle yine ship ahoy'da kendimi bulurum, hadi hayırlısı.
22 Ocak 2006
mustafa hakkında herşey..
bazen tanrılara bir kurban gerekir ki, onlar tanrı olarak kalabilsinler.
ikinci round
bugünün ders çalışmasında ikinci round az sonra başlayacak. finansal ekonomi çalışılacak, tahminen 2 saatte biter. ondan sonra kalkınma ödevine baksam iyi olabilir.bunu neden buraya yazıyorum onu da bilmiyorum ama ne biliim.
mucize
ödev bitti. 10 sayfa ödevi mucizevi bir şekilde bitirdim. helal olsun bana.
pazar günü mü?
pazar günü demek, finallere çalışmak için oyalanmanın artık mümkün olmadığı demektir. çarşamba gününe kadar 2 finale çalışıp, 10'ar sayfalık 2 ödev hazırlamam gerekmekte. bu kafayla bunlar nasıl gerçekleşir tabi meçhul ama, bir şekilde olmak zorunda dersek olur sanırım. bugünkü hedefim ödevlerden 1'ini bitirip, yarınki finale hazırlanmak desem. gerçekçi olmasa da, en azından hedef koymuş olurum. bugün de sıkıcı bir gün. dışarı çıkmamak lazım.
21 Ocak 2006
karnım aç
karnımın aç olmasını fırsat bilerek, eskişehir'in ilk internetten sipariş sitesini kullanma şerefine erişmeye çalışıyorum. ilk siparişimi verdim, onay için aradılar. herşey yolunda gibi gözüküyor. sistemlerinde bir kaç arıza var ama, eğer restoran sayısını da arttırırlarsa bayağı iş yaparlar gibi gözüküyor. hadi bakalım hayırlı olsun. hadi siz de sipariş verin :p
http://www.afiyetle.net
http://www.afiyetle.net
bilmem ki
bana göre; halı saha maçında berbat performans. gerçi yendik ama maç beni tatmin edemedi. cumartesi günlerini sevmemeye başladım. dışarı çıkmak gelmiyor içimden. haftaiçi çıkmak daha zevkli. napcem bilmemekteyim. genel olarak da napcem bilmiyorum aslında.
kings of convenience - know how
bu şarkı da süperdir. ayrıyeten, aşağı yukarı 2. dakikadan sonra şarkı bambaşka bir şey oluyor. feist teyze renk katmış şarkıya, süper olmuş harika olmuş. alıyorrrr götürüyorrr bir daha getirmiyor.
what is there to know?
all this is what it is
you and me alone
sheer simplicity..
aman yarabbi.
what is there to know?
all this is what it is
you and me alone
sheer simplicity..
aman yarabbi.
morrisey - let me kiss you
morrisey'in let me kiss you isimli güzide parçasını henüz dinlememiş olan varsa, bence hemen dinlesin. sözlerini de yazayım duygulanın :p
There's a place in the sun for anyone
Who has the will
Chase one and I think I found mine
Yes I do believe I have found mine.
So, close your eyes
And think of someone you physically admire
And let me kiss you, oh.
Let me kiss you, oh.
I zigzagged all over America
And I cannot find
A safety heaven
Say, would you let me cry on your shoulder
I've heard that you'd try anything twice
Close your eyes
And think of someone you physically admire
And let me kiss you, oh.
Let me kiss you, oh.
But then you open your eyes
And you see someone that you physically despise
But my heart is open
My heart is open to you
There's a place in the sun for anyone
Who has the will
Chase one and I think I found mine
Yes I do believe I have found mine.
So, close your eyes
And think of someone you physically admire
And let me kiss you, oh.
Let me kiss you, oh.
I zigzagged all over America
And I cannot find
A safety heaven
Say, would you let me cry on your shoulder
I've heard that you'd try anything twice
Close your eyes
And think of someone you physically admire
And let me kiss you, oh.
Let me kiss you, oh.
But then you open your eyes
And you see someone that you physically despise
But my heart is open
My heart is open to you
sabah oldu.
6-11 arası yatakta öyle uyumadan yattım. uyuyamadım. uyuduysam da bölük pörçük uyudum. yapmam gereken 2 ödev, çalışmam gereken 3 final var. film de izlesem olur. dışarı çıkılmaması gereken bir gün olarak ilan ediyorum bugünü.
tersyüz
48 saat içinde 4 farklı duyguyu yaşayan ben, şu an en berbatı içerisindeyim. buraya yazmamın da anlamı yok aslında ama.. zor birşey bu.
20 Ocak 2006
ne diyim.
siktir git ya
19 Ocak 2006
aman oy
heyecan dorukta..
libya bayrağı
düşün..
bir de şunu düşün. gördüğün her şey eğri olsaydı.. trafik lambaları yay şeklinde, evler eğri, arabalar kavisli, ağaçlar desen.. her şey daha güzel olmazmıydı acaba? afrika kıtasındaki sınır çizgileri senin de gözüne batmıyor mu?
eyvah
sınav tahmin edileceği üzere kötü geçti. ab shaper aldık internetten, kargo gelmiş evde de bulamamış. gidip onu almak lazım bu yağmur çamurda. eskişehir öyle bir yer ki, her yer çamur. rezalet. ondan sonra ship ahoy! ship ahoy'da tayt giyip ab shaper kullanmak da iyi olabilir aslında.
finaller
malum final zamanı. saat 9'da sınavım var. 05:45'te kalkıp 5cm kalınlığındaki a4 notları okuma şerefine eriştim. şimdi de gazi erçel köşe yazılarını okuyaraktan sınava hazırlık yapıyorum. bakalım 2.5 saatlik çalışma yetecek mi? derken umurumda mı? hayır. soru işaretinin şekli de güzelmiş hani. kıvraklık esneklik. yakında araba reklamlarında kullanırlarsa beni hatırlayın.
figen'den :)
yanlış yaşam; doğru yaşanamaz.
18 Ocak 2006
rüya
rüyamda deniz akkaya hanımefendi ile birlikte alışverişe gidiyorduk. arabayı o kullanıyordu. gerçekten iyi kullanıyor arabayı. aferin ona.
ek: rüyalar REM evresinde görülür. siyah-beyaz ya da renkli olabilir. rüya görürken horlamayız. birkaç saniye sürer bilgisini yazmıyorum, çünkü yüzyılın yalanı. bu tespit hipnotize edilmiş insanlar üzerinde deney yaparak yapılmış. hipnotize edilmiş insanın gördüğü rüya ile , normal uykuda görülen rüyanın bir farkı olması lazım değil mi?
ek: rüyalar REM evresinde görülür. siyah-beyaz ya da renkli olabilir. rüya görürken horlamayız. birkaç saniye sürer bilgisini yazmıyorum, çünkü yüzyılın yalanı. bu tespit hipnotize edilmiş insanlar üzerinde deney yaparak yapılmış. hipnotize edilmiş insanın gördüğü rüya ile , normal uykuda görülen rüyanın bir farkı olması lazım değil mi?

