gelecekteki ben’e

Bu yazıyı 27 Ocak 2006’da hafif alkollüyken yazmıştım. archive.org sayesinde buldum, yine koyayım ileride okurum. şimdi okumadım, ne yazdım hatırlamıyorum 🙂

murat, sen bundan bir süre sonra bu yazıları tekrar okuduğunda bil ki, hayatının her evresinde saçmaladın. eğlenmek için and içmiş bir biçimde yapıya kavuşmuşken, birisi sana nasihat ederken onlara güldün. pisikletin seni hayata döndürdü. yaptığın kazadan bir çok ders aldın. göbeğini seviyordun. halanın(babanın aplası) giysileri favoriydi. bilgisayarını 1000 lira verseler satmazdın. sahip olduğun şeylere hep değer verdin. yılın bazı zamanları evden çıkmak istemedin, bazı zamanları eve girmedin. kişiliğin de her zaman değişiklik gözlendi. okuduğun şeylerden çok etkilendin. çok düşündün. internette çok zaman geçirdin. izlemediğin filmlerden her gün rahatsız oluyordun, ama buna rağmen izlemiyordun. paraya önem vermedin. çabaladın. sonra noldu. çok mutluydun. bakkala her gidişinde kafasını karıştırdın. 10 senelik cep telefonu serüveninde 3 telefona sahip oldun. demin de söylemiştim eşyalarına çok saygılısın. zamanla insanlara hayır demesini öğrendin. beklenmedik anda yeğenin oldu onu çok sevdin. her gün düzenli olarak geçmişteki yaşadıklarını düşündün, çok güldün eğlendin. izlediğin şeyleri kendinle bağdaştırdın, belki de bu hayatını şekillendirdi. insanlardan karşılık beklemeden onlara birşey vermek sana her zaman haz verdi. ottan boktan mutlu oldun. film izlerken kendini kandırdın. çocuk parkın başkasına verildiği zaman çok üzülmüştün, ağlamıştın. enişten seni beşiktaş altyapıya sokacağımdır diyerek senelerce oyaladı. antalya’ya taşınman belki de hayatının dönüm noktasıydı. hayatında yakın arkadaşların her zaman değişti. ama bu değişme olumlu oldu. eksilme olmadı. stop. başkaları dur dediğinde durmadın. her zaman inat ettin. sarhoş olduğunda çaktırmamaya çalıştığında aslında başkalarının bunu anladığını biliyordun. seçmeli derslerden hiç haz almadın, hoşuna giden derslere çalıştın. hayatın şans üstüne kuruluydu. şimdiye kadar ne yaptıysan, hepsinin geçmişinde bir “bal” vardı. hayatın eskişehir’e gelince değişti. morrisey’i tanıdın, şok oldun. içinde her zaman romantik bir şeyler vardı. bunları açığa çıkarmaya korktun. antalya’ya gitmeye üşeniyordun ama gittiğinde de eskişehir’e dönmek istemiyordun. senin için antalya tahsin ve ailenden ibaretti. hayatının bir bölümünde ney’e merak saldın, gittin özel ney yaptırdın. ama adam yapamayınca ondan soğudun. org kursundan hiç haz almadın. mahallede top oynarken keşfedildin, yeşil sahalara çıktın. okul takımı maçında beden eğitimi hocan sana “eşşoleşşek” diye bağırdı. beady belle tanışman bir rüya gibiydi. liseye giderken ayağına spor ayakkabı giydiğinde acaba kızarlar mı diye bir ara düşündün. sınıflararası maçta yenildiğin için ağladın. saçma sapan zamanlarda ağladın. kim nereye çekerse oraya gittin. sadece hiç tanımadığın insanlara düşman oldun; gördüğün anda öldürmek istedin. mavi pumalarını hep özledin. kramponlarını hep satmak istedin ama kıyamadın. internetten alışveriş yaptın ama kazık yemedin. esnafla kanka olduktan sonra zamanla onlardan soğumayı tercih ettin. ortaokulda aşık olduğun kızın bacaklarında kıl gördüğünde bende niye yok diye düşündün. ilk bıyık sende çıkmıştı. bıyıkların terledi. mor ve ötesi’nin 23 şarkısı seni her zaman aldı götürdü, götürdü getirmedi. evde tek başına oturmak hoşuna gitti hep. saçma sapan yerlere para harcadın ama istediğin şeylere harcarken hep düşündün. eskişehirde 5 sene aynı evde kaldın. evden çıkmadığın gün olmadı, hep gezdin. ilk sene dersleri görünce şoka girdin, sonra kendine geldin. birisi sana hadi gel dediğinde dayanamadın gittin, vize final farketmedi. stop 2. halanın binlerce yıl önce getirdiği kot pantolonun dizleri aşınınca için bir tuhaf oldu. en sevdiğin tişörtlerinden birini seda’nın davşanı yiyince dellendin. hiç bişeyi zikine takmıyo gibi görünüp, aslında çok taktın. alnının açık olması hep hoşuna gitti. saçlarını ani kararlarla kestirdin. berber koltuğuna oturmaktan haz almadın. arabayı sürmeye başladığın ilk zamanlarda park etmekten hep korktun. cebinde 20 ytl olduğunda, almak istediğin 50 kuruşluk şeyleri alamadın, onlara daha çok üzüldün. evde kimsenin olmaması zaman zaman hoşuna gitti. icq kullanırken bir anda msn’in popüler olmasından haz almadın. gereksiz dosya engellemeleri bu nefreti körükledi. bu suratla nefret dolu hiphop şarkıları söyleyemeyeceğini anladın. ama çok geçti, çünkü artık sen bir rockstardın. efes dark’ı çok sevdin. napeym kelimesine vuruldun bir anda. bir gecede 3 bara gidip hattrick yapmaktan haz aldın. stop 3. içinden geçenleri hiç bir zaman tam anlamıyla söyleyemedin. hep korktun. her şey kendiliğinden olsun istedin, ama hiçbirşeyin kendiliğinden olmayacağının bilincindeydin. her şeyi söyleyebilsen her şey daha güzel olacaktı bunu da biliyor musun? yine de iyiki olmuşun geçmişte.

4 thoughts on “gelecekteki ben’e

  1. Yazdıklarınızı ciddi bir hayranlıkla okudum.Bir insan bu kadar kendinin farkında olurmu? Peki siz şu an aradığınızı bulabildinizmi ya da soruyu değiştereyim ne aradığınızı biliyormusunuz ? Şahsen yazdıklarınızda kendi yaşadıklarıma benzer sonuç ve sorgulamalar buldum.Ve bu sitenizi facebook mailime gönderen kişiyle aynı isim ve soyadı taşımanız nedeniyle tesadüf buldum. Ama aynı kişi değilmişsiniz sizin gibi paylaşımcı birini bulduğuma sevindim.Takipteyim… Bu arada Işık senin içindedir nerede olduğun önemli değil aydınlatmayı bil ! by Jale KOZKAMAN

  2. ne aradığımı buldum, ne de ne aradığımı biliyorum şu anda. o yazıyı yazdığım dönemde de bu kadar boşluktamıydım bilmiyorum, ama şu an boşluğun dibindeyim 🙂 bu sene içinde türkiye turu planım var, sadece onun için yaşıyor gibiyim. başka hedef kalmadı görünürde.

Leave a Reply

Your email address will not be published.